İLK MARATON KOŞUM….. PARİS!!

42.195 kilometre…..rrun4

Aylarca kafamda bu sayı ile boğuştum..

Bu kadar kilometreyi kendime göre belirlediğim bir süre içersinde koşacaktım..

Neden mi?

Zevkten….

Evet sadece istediğim için……

Koşu sporunu hayat tarzı yapalı tam 4 sene olmuştu ve ben hiçbir zaman ciddi olarak bir tam maraton koşmayı düşünmemiştim. Niyetim ve hedefim  dünya çapında düzenlenen yarı maratonları belirlemek ve bunlar arasından en az 2 tanesine her sene katılmaktı. Yarı maraton 21.1 km lik bir parkur yarışıydı ve insanoğlu için daha kabul edilebilir! bir koşu mesafesiydi:)) Hem tatil hem koşu bir arada yaşam tarzı olmuştu bu ve ben çok mutluydum…

İşte rahatlık batıyor insana diye bir laf vardır ya.. yok bana öyle olmadı… ekip ruhu denen şey bana bulaştı..

yaklaşık 2 senedir birlikte olduğum Team ISTRUNBUL ekibinin çılgın koşucularıyla bir maceraya ortak olmak fikriydi beni dürten:)))

10928846_457618134394476_7008509395099174813_n
team IstRunbul klasik bir sabah koşusu sonrası

sonradan iyi ki yapmışım dediğim en güzel anılarımdan biri oldu…

Hikayenin başına dönelim…

2014 senesinin Ekim ayında ekiple yine Münih Maratonu koştuk.. benim mesafem burda yarı maratondu yani 21.1 km…. dönüş yolunda  2015 yılı hedeflerime bir tam maraton ekleme fikri oluşmuştu bile… gitmediğim bir şehir ve düz bir parkur olmalıydı… tamam buldum ..

Paris Maratonunda koşacaktım…

Bu fikrimi Münih yarımaratonu için koşu koçluğumu yapan sevgili Nikola Marincic ile paylaştım ve antrenman planı için çalışmaya başladık… yaklaşık 5 aylık bir yolculuktu bu ve ben çok heyecanlıydım.. En büyük şansım beni tanıyan ve sınırlarımı bilen bir antrenörüm vardı.. haftalık her programı titizlikle ve zevkle uyguladım..

Haftada 5 gün çeşitli süre ve hızlarda koşuyor , 2 gün de ağırlık antrenmanları için spor salonuma gidiyordum… arada 1-2 gün de rahatlamak için yüzüyordum.

Uzun koşularda koşu ekibinden arkadaşlarla birlikte oluyor ve bundan büyük zevk alıyorduk… o gün gelene kadar arada çeşitli koşu organizasyonlarına katıldık… her geçen gün vücut yapılan antrenmana göre şekilleniyor ve güçleniyordu ..bunu hissediyordum…

Beslenmem için Nikola tamamen bana güvendi, nasıl besleneceğimi biliyordu zaten…

Alkali Beslenme tabi ki ve Juicing (yani yeşil sebze suları)… bu konuya çok ilgiliydim ve sürekli okuyor, ilgili yazılar yazıyordum.. Zaten işimin bir parçasıydı… herşey birbirini tamamladı…

Koşularımı sabah 6-8 saatleri arasında yapıyor ve arkasından eczaneye işime geçiyordum… gece uykularıma çok dikkat ettim… iyi uyku en az iyi bir antrenman kadar önemlidir çünkü….

Büyük gün yaklaştıkça arkadaşlarla geri sayımlarımız başladı… başta 2-3 kişiyken 1 ay içersinde ekipten yaklaşık 80 kişi Paris Maratonuna yazılmıştık… motivasyon ve sinerji tavandı:))

Kendimi biliyordum.. hiçbir zaman için çok hızlı bir koşucu olmadım, olmak için de ısrar etmedim… benim için km yapmak ve bunu yaparken de sağlıklı olmak , keyifli finish görmek hep birinci sıradaydı.. Dayanıklı olduğumu biliyordum 5 aylık antrenman dönemi sonunda en önemlisi de kafamda 42.2 km yi çoktan koşmuştum bile.. yani işin en önemli boyutu olan mental devreyi de geçmiştim…

11073305_449311081891848_7467140265207450590_n
koçla Tarabya yokuşları !!

Nikola dayanıklılığımı arttırmak için HIIT (yüksek yogunluklu kardiyo çalışması )olarak düz interval yerine farklı sürelerde artan yokuş antrenmanları vermişti..adeta bir görev gibi kesintisiz her hafta uyguladım…son intervalim en zoruydu ve Nikola yine yanımdaydı…nasıl bir destek ve güç aldım anlatamam:))

bu arada kışın yagmuru, karı da geçti…

11082624_451195921703364_2265181730240318447_nSon uzun antrenman koşum olan 35 km koşumda ayakkabıdan giyeceklerime, hangi km de kaç jel alacağımdan nabzıma kadar tam bir yarış simulasyonu yaptım… koşu öncesi, koşu sırasında ve sonrasında beslenmeye özen gösteriyor kendi hazırladığım shake ve juice ları tüketiyordum.. ciddi anlamda iyi hissettiğimi söylemeliyim.. kendimi bu konuda da tebrik ettim..

Ayrıca beslenme dışı gıda takviyesi ve vitamin vs ürünler de kullanmaya özen gösterdim.. bu konunun uzmanı olarak bilgilerim dahilinde kendimin saglık koçuydum adeta.. bunları merak ediyorsanız buyrun

bu modda 30-35 km lik uzun antrenmanları da bitirip dinlenme yani taper dönemine geldik.. (bu dönemle ilgili yazım burda )

artık hazırdım… uçuş günü yaklaştıkça tatlı bir heyecan bastı…

wpid-ımg_20150425_182139.jpg.jpeg
24 saat kala son jog …….(Arc de Triomphe)

10 Nisan günü Parise geldik ekiple .. benim gibi ilk maratonunu koşacaklar çogunluktaydık… maraton fuarından koşu kitlerimizi aldık..yarış öncesi sabah avenue des champs-élysées de kısa bir jog atıp dinlenmeye geçtik..

11156320_462791760543780_897371400192052371_n
blue line

Yarış öncesi akşam artık parkura Blue Line  (mavi hat) çizilmişti.. üstünde durup tüm güzel enerjilere kalbimi açtım ve başaracağıma inandım..

Kulağımda sevgili Nikola’ nın sözleri:

” mavi çizgiyi takip et,seni finish e götürecek en kısa yoldur”

10999640_462791787210444_28063606997500231_nBüyük gün 12 Nisan sabahına uyanmadan bir gece önce tüm kıyafet ve yarış hazırlıklarını bitirip erkenden yattım..

ekip arkadaşlarımızla her yarış gecesi öncesi böyle bir ritüelimiz vardır… müthiş bir enerji olumlaması ve motivasyon  yaratır …ve güzel bir anı….

Bu güzel enerjiyle son geçen 5 ayı, hedeflerimi ve oglumu düşünüp uyudum.

10583776_460899054066384_8424715606293405788_nYARIŞ SABAHI (12.04.2015)

sabah kendi alışık olduğum besinleri yanımda getirdiğimden odamda kendi kahvaltımı hazırladım.. yani ekmek dahi olsa daha önce yemediğim bir şeyi deneyimlemek istemedim… herşey planlandığı gibi gitti… koluma oğlumun adını yazdım her saate bakışımda göreyim diye.. ayrıca planladığım km geçiş sürelerini de koluma yazdım.. bir aksilik olmazsa uymaya çalışacaktım…

Maraton startına çok yakın bir otelde kaldığım için yürüyerek alana geldim… hava harikaydı.. koşu için çok sıcak da sayılmazdı… deli heyecan yoktu , motivasyon ise tam:)) maraton alanlarına alışıktım… buraya gelene kadar 10 a yakın ülkede kalabalık koşulara katılmıştım… yine de 40.000 kişilik katılım olan Paris maraton startı büyüleyiciydi…olması gereken heyecanı hissediyordum..bu konuda kendime her zaman güvendim..

organizasyon çok iyiydi yine.. (Darısı İstanbul Ve Antalya maratonuna olsun diye içimden geçmedi değil..)

start

Start verildi .Arkamıza Arc de Triomphe aldık ,champs-élysées bulvarından onbinler akıyoruz…

aynen resimde olduğu gibi…muhteşem bir an….

… çok iyi hissediyorum.. hadi diyorum kendime ‘Ayşegül sen yaparsın’…. ekonomik koşmayı unutmuyorum…

Nikola nın sözleri kafamın içinde dönüyor…

“çizgiyi takip et”….

“iyi hissetsen de basma”…

“basma…basma…. su içmeyi unutma… jelini unutma”…….

Derken ilk 5 km ve ilk 10 km antrenmandan daha iyi bir sürede bitiyor.. arada ekipten arkadaşları görüyorum..keyfim daha da iyi oluyor..devam…15. km de de çok çok iyiyim… 18. km den itibaren yüzüm biraz ekşiyor çünkü uzun ve yokuşlu bir tünel geçiyorum orda biraz takatsizlik hissediyorum..of…ama çok erken…

parriis

Tünelden çıktığımda görevli maraton fotografçıları var…

kaçar mı hiç…

40.000 kişinin içinde bir resmim mutlaka olmalı deyip güzel bir poz çak..

…supersin…

..tamam ve devam… bu beni motive etti…

maraton yarısını(21.1 km) bana göre makul bir zamanda geçiyorum… çok iyi hissediyorum yine…bu hoşuma gidiyor..havaya girmek yok…..

tekrar kafamın içinde Nikola… “SA-KIN BAS-MA!!”

Bu arada arkadaşlar ve koç maraton aplikasyonundan beni takip edebiliyorlar, bunu bilmek bana ayrı bir güç katıyor… arada kolumda oğlumun ismine bakıp kendime moral veriyorum… beni bekliyor biliyorum.. bitirmeliyim..

kafamda planladığım süreyi ucu ucuna kaçırabilirim ama sıkıntı yok.. no problem… temiz finish olsun…

bu düşüncelerle 25.km ye giderken Notre – Dame katedralini geçiyorum… Quasimodo’ nun imkansız aşkının çan seslerini hayalimde duyuyorum… yok daha duvar denilen maraton çarpması yaşamadım ..eminim..sadece üstad Victor Hugo yu analım dedik….

sonra sırayla d’Orsay Müzesi (27.km) ve Eiffel Kulesi(30.km) geçiyorum ve müthiş zevk alarak…

harika bir parkurda tarihin içinde koşmak benim hayat tutkularımdan birisi işte… şükürle karışık duygular…

buraya kadar kalabalık yollar, insanların coşkusu,desteği,pankartlar, yazılar…. hepsi o kadar güzel ki…

spor ve sporcuyu destekleyen halk bilinci ve bunları benimseyerek büyüyen çocuklar…

daha güzel bir dünya demek..çok net..

ve 35.km yazısını, ellerini bize uzatan şirin çocuklara çak yaparak geçiyorum… o minik enerjiler o kadar iyi geliyor ki tarifi imkansız… yine motive bir şekilde 36. km ye doğru koşarken kalan son 2 jelimden birini daha aldım.çok terlemiştim..ne olur ne olmaz diye cebime attığım tuz ve elektrolit tabletimden emdim azar azar…

bu arada 32. km de maratoncuların kabusu olan “duvar” benim için olmamıştı.. bir an bu aklıma geldi ve sevindim.. daha güçlenerek koşmaya başladım… ama tabi ki ben daha hızlı koşmak istedikçe bacaklarım bu isteğe pek itibar etmedi..daha 7 km vardı koşacak ve ben start tan beri ilk defa yorulduğumu hissetmiştim…

en son koştuğum antrenmanım 35 km ydi… ve ben şu an hayatımın en uzun km lerini deneyimliyordum..

işte bu bir ‘challenge’  idi……

“denemeden neler yapabileceğini asla bilemezsin”

son 5 km de hayatımın en zor anlarını yaşadım…ama asla bitiremeyeceğim hissi yoktu.. buna gücüm vardı hissediyordum..sadece hedeflediğim finish süresinden uzaklaşıyordum… saglık olsun deyip son kontrollerimi yaptım…

su tamam..son jel tamam… omuzlarım düşmemişti daha.. aferin dedim yine kendime ..core çalışmaları ve plank lar işe yaramış….koşan bacaklar olsa da 4 saattir beni taşıyan gövde ve kalça kaslarımdı… bir sonraki maratonda daha ciddi gym yapmalıyım dedim kendime….

Vay be ..biri bitmeden diğer maraton hayalleri başlamıştı… işte bu …nefret etmeden koşmak… tutkuyu kaybetmemek..yavaş olsam da bitirmek ve bunun hazzını yaşamak…. tamamdır…

son olarak Nikola tekrar beni kendime getirdi :

“2-3 dakika erken bitirmek için kendini paralama…

bırak saglam bir finish yap güzel bir finish foton olsun”

11008805_462793273876962_6008977967564087271_o
40.KM

birden hatırladım 40.km de Tag Hauer otomatik foto çekimleri var ve ben bu anı ölümsüzleştirmek istiyordum..gördüm orda işte 40.km yazıyor..gülümseyin:)))

işte bu 40.km nin resmidir…

bu arada yürüyenler, dinlenenler hatta kusanlar gördükçe son km ye kadar nonstop ve şükür krampsız, sakatlık olmadan geldiğime seviniyorum…

ve artık son 2 km, 1 km derken FINISH takının altından geçiyorum…. tam 4 saat 37 dakikalık nonstop koşunun ardından saatimi kapatıp duruyorum… finisher tshirt üm ve madalyam veriliyor…

kendimi kontrol ediyorum… iyiyim..

hatta çok iyiyim….

11113395_462792087210414_7905194238912749871_o
ve FINISH…..

ben artık bir maraton koşucusuyum…

durmadan 42.195 km koşan bir kadınım en önemlisi…

tarifsiz bir mutluluk..

başardım…

dinlenmek için oturduğumda ilk düşüncem bir sonraki koşumdu..

yani Berlin Maratonu 2016..

bu hikaye burda BİT-MEZ……..

10632827_462791830543773_6028546932224695523_n

İLK MARATON KOŞUM….. PARİS!!’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s