COVID19 Bağışıklık yanıtını etkileyen Bitkisel takviyeler – son çalışmalar ne diyor?

Fitoterapi sağlığımız için önemli ve destekleyici bir roldedir, hastalık semptomlarını bir miktar koruma ve hafifletme sağladığına dair çok sayıda geleneksel, deneysel ve klinik kanıt vardır. Ancak bitkisel içerikler tekli bileşikler yerine birçok kimyasal bileşen içerdiğinden, etkinlik ve güvenliği göstermede detaylar önemlidir. Fitoterapinin yeni ortaya çıkan viral enfeksiyonları, özellikle COVID-19 ‘u önlemesine yardımcı kullanımları ve sınırlanmalarına özellikle bağışıklık tepkisi üzerindeki etkileri ile ilgili bakmak gerekir. Kanıtlı immünomodülatör, immünostimülatör ve antiinflamatuar etkileri olan bitkiler arasında adaptojenler, Sambucus türleri (Mürver), Curcuma longa (Zerdeçal/kurkumin) Boswellia, Echinacea, Glycyrrhiza türleri, Tıbbi mantarlar, Pelargonium sidoides, salisilatlı bitkiler yer alır.

  Bitkisel ilaçlar ve takviyeler, önlem, adjuvan tedavi olarak veya SARS ‐ CoV2′ ye maruz kaldıktan sonra önerilmiştir. Geleneksel Çin bitkisel tıbbı (TCM), bildirilen iyi bir etki için geleneksel Batı tıbbı ile birlikte kullanımını da görmekteyiz. Doğal özütler ve potansiyel klinik açıdan ilgi çekici bitki bileşikleri, gözlemlenen etki mekanizmalarına ve çalışmalara dayanılarak tanımlanmıştır, ancak henüz hiçbir klinik çalışma yapılmamıştır.

  *Botanik ilaçların ve takviyelerin kullanımına ilişkin endişeler arasında, yaygın kullanımı desteklemek için yetersiz kanıtla birlikte “kanıtlanmamış” olmak ve bağışıklığı uyaran bitkilerin bir sitokin fırtınası başlatabileceğine dair teorik olasılık bulunmaktadır. Son çıkan çalışmalar bu konuda araştırma hedeflerini vurgulamak ve klinik kullanıma rehberlik etmek için bitkisel bileşenlerin güvenliği ve etkililiğine ilişkin detayları aydınlatmaya yöneliktir.

  Yazının ana özeti; pandemi dönemi satışı çok artan COVID19’ a karşı koruyucu etkisiyle pazarlanan bitkisel takviyelerden özellikle Sambucus (Mürver) ve Ekinezya içeren takviye kullanımında az da olsa riskler ve çekinceler devam etmekte, bu konuda başta Kurkumin (Zerdeçal) takviyesinin COVID19 sürecinde kullanımının daha sağlam kanıtlarla kesinliği desteklenmektedir.

Diğer bitki içerikleri ve detayları yazının kalan bölümünde çalışmalar ışığında verilmiştir.

   Bitki içeriklerinin immun (bağışıklık) yanıta etkileri bağışıklık hücreleri salınımını baskılama (suprese), uyarma(indükleme) veya düzenleme(modüle) şeklinde olabilmektedir. Bu çeşitli yanıtların bitki türleri bazında nasıl olduğuna geçmeden önce COVID-19 enfeksiyonunda bağışıklık hücrelerini özetleyelim.

  Şiddetli COVID-19 hastalığı, aşırı bağışıklık tepkisi ve hiperinflamasyondan (“sitokin fırtınası”) kaynaklanır ve akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS), sistemik pıhtılaşma ve trombüs oluşumu (koagülopati) ve sepsisle ilişkili çoklu organ yetmezliği ile sonuçlanabilir. IL ‐ 1b, IL ‐ 17, IFN ‐ γ, TNF ‐ α ve IL ‐ 6 dahil olmak üzere çok çeşitli pro ‐ inflamatuar sitokinler ciddi COVID ‐ 19 hastalığı ile ilişkilendirilmiştir. Yoğun bakıma ihtiyaç duyan COVID ‐ 19 hastalarında yüksek IL ‐ 2, IL ‐ 7, IL ‐ 10, G ‐ CSF, IP ‐ 10, MCP1, MIP1A ve TNF ‐ α düzeyleri ve IL ‐ 6’nın COVID ‐ 19’dan ölen hastalarda özellikle yüksek olduğu bulunmuştur.

EKİNEZYA;

*Çeşitli Ekinezya türlerinin (özellikle E. angustifolia ve E. purpurea) yukarı ve kök kısımlarından yapılan müstahzarlar, soğuk algınlığının önlenmesi ve tedavisi için popülerdir.

*Makrofajlar ve NK hücreleri üzerindeki immünomodülatör etkiler, Ekinezya özleri ile gösterilmiştir.

*Ekinezya özleri, sitokin baskılayıcı ve aynı zamanda sitokin indükleyici etkilere sahip bileşiklerin bir karışımını içerir.

*İnsan klinik araştırmalarının meta-analizi, soğuk algınlığı viral enfeksiyonlarının önlenmesi ve tedavisi için etkinlik göstermiştir.

*Otoimmün hastalıkların ve HIV enfeksiyonunun enflamatuar semptomlarının Echinacea’nın immün sistemi uyarıcı etkileri ile şiddetlenebileceği ve bunların sitokin fırtınasının başlangıcını uyarabileceği konusunda teorik endişeler artmıştır.

SAMBUCUS (MÜRVER);

  İmunmodulatör etkilidir. Karakteristik antosiyaninler, flavonol glikozitleri, sitrik, malik, tartarik asit içeren Sambucus nigra meyveleri genel soğuk algınlığı tedavisinde kullanılmaktadır.

* İnsan klinik denemelerinde elde edilen kanıtlar, Sambucus nigra’ nın grip veya soğuk algınlığının neden olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde etkinliğini göstermektedir. Bu denemelerin bir meta-analizi, “standartlaştırılmış mürver özü ile takviyenin, bir plasebo grubuna kıyasla üst solunum semptomlarının toplam süresini ve şiddetini azaltmada önemli ölçüde etkili olduğu” sonucuna varmıştır.

* Viral enfeksiyonların tedavisi için insan klinik çalışmalarında bildirilen umut verici sonuçlara rağmen, influenza virüsüne karşı herhangi bir etkinlik COVID-19 olan hastalarda mürverin olumlu bir etkisi için bir gösterge olarak kullanılamaz, çünkü olumlu bir sonucu destekleyen hiçbir bilimsel veri yoktur.

* Genel olarak, mürver özlerinin immünomodülatör etkileri hakkındaki veriler tutarsızdır.

* COVID-19 hastalarında (Mürverin mükemmel bir güvenlik profiline sahip olmasına rağmen), mevcut bilgiler COVID-19 öncesinde veya erken aşamalarında mürver kullanırken düşük yan etki riski olduğunu göstermektedir.

* Mürver sitokin uyarımı yaptığı için immunsupresan tedavi alan hastalarda tedaviyi olumsuz etkileyebilir, teofilin kullanan hastalarda teofilin düzeyini değiştirebilir.

* Mürver takviyesi insülini stimüle edebilir ve glukoz metabolizmasını etkileyebileceği için diyabetik hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Mide bulantısı, kusma, ishal, taşikardi, hipotansiyon, hipokalemi ve diüreze bağlı dehidratasyona neden olabilir.

ARA SONUÇ; Enfeksiyon semptomları veya COVID-19 için pozitif test sırasında Kaçınılması gerekenler:

   COVID-19’un patojenitesinde inflamatuar sitokinlerin (yani IL-1B ve IL-18) ayrılmaz rolü ve teknik olarak ikincil hemofagositik olarak adlandırılan “sitokin fırtınasına” hangi bireylerin duyarlı olduğunu tahmin etmenin imkansızlığı göz önüne alındığında bu sitokinleri artıran immün sistemi uyarıcı ajanların yüksek ve düzenli kullanımından kaçınmak akıllıca görünmektedir.

  Yine, insan klinik verilerinin yokluğunda, enfekte olmuş bağışıklık hücrelerinde artmış IL-1B ve / veya IL-18 üretiminin klinik öncesi kanıtlarından dolayı aşağıdaki bağışıklık aktive edici ajanlarla dikkatli olunması gerekmektedir:

! Sambucus nigra (Mürver) – (yani Mürver önleme için kullanılabilir, ancak herhangi bir enfeksiyon belirtisi görülürse durdurulmalıdır, kişilerin belirti göstermemesi de mümkündür, çekincelere sebep durum burasıdır)

! Ekinezya (E. angustifolia ve E. Purpurea) dikkat edilmelidir.

 Ek bilgi: Tıbbi mantarlardan veya miselyumdan izole edilmiş polisakkarit özütleri, Karaçam arabinogalactan, D vitamini de çalışmada kaçınılması gerekenler arasında verilmiştir. (D vitamini;Bazı durumlarda, D vitamininin NLRP3 enflamazom aktivasyonunu azalttığı ve D vitamini reseptör aktivasyonunun IL-1b salgılanmasını azalttığı bulunmuştur. Ancak 1,25 (OH) D vitamininin de IL-1b düzeylerini artırdığı bulunmuştur ve bu nedenle dikkatli kullanılmalı ve belki enfeksiyon semptomları ile kesilmelidir.)

DİĞER BİTKİLER;

TURMERIC (CURCUMA LONGA)

Hindistan’da yetişen rizomlu bitki Curcuma longa, terapötik açıdan çok sayıda farmakolojik etki gösteren kurkumin içerir. COVID19 korunma ve tedavi aşamaları için tedaviye ek önemli bir etken maddedir.

* Curcumin, penetrasyon ve hücresel sinyallemeyi kontrol eden yollara müdahale ederek çok çeşitli virüslere karşı aktivite göstermiştir.

*DNA polimeraz ve protein kinaz dahil olmak üzere 30’dan fazla viral protein ile etkileşime girdiği gösterilmiş ve SARS ‐ CoV2 için potansiyel bir ajan olarak önerilmiştir.

* Kurkumin, virüs penetrasyonu, sitokin fırtınası ile ilişkili pulmoner fibroz ve vasküler koagülopati dahil olmak üzere COVID ‐ 19’un bazı patofizyolojik ve klinik özelliklerini etkileyebilir.

*Kurkumin, penetrasyon ve replikasyon dahil olmak üzere viral replikasyon döngüsünün kritik adımlarını potansiyel olarak hedefleyebilir.

*Kurkumin, ACE2 reseptörlerini inhibe eder ve bu nedenle hücreye SARS ‐ CoV ‐ 2 girişini önleyebilir.

* Kurkumin, sitokin salınımını bloke eder, en önemlisi pro-inflamatuar interlökinler IL-1, IL-6 ve TNF-α’dır. Kurkumin ile bu bastırma, sitokin fırtınasının morbidite ve mortalitede önemli bir rol oynadığı klinik tabloda iyileşme ile ilişkilidir.

* Kurkumin, insan deneylerinde 4-7 hafta boyunca 6 g / gün doza kadar önemli bir toksisite olmaksızın verilmiştir. Osteoartrit, Alzheimer, enflamatuar bağırsak hastalıkları, depresyon ve serum lipid azalmasının tedavisi için yapılan 22 klinik kurkumin çalışmasının meta-analizinde hiçbir ciddi yan etki rapor edilmemiştir (Pagano et al., 2018).

  Özetle, kurkuminin teorik olarak COVID-19 patofizyolojisinde ve klinik belirtilerde faydalı olabilecek özelliklere sahip olduğu gösterilmiştir.

FRANKINCENSE (BOSWELLIA SPP.)

Boswellia cinsi, geleneksel olarak tıbbi özellikleri için kullanılan birkaç türü içerir, en belirgin olanları B. carteri ve Indian B. serrata’ dır. Frankincense üzerine yapılan araştırma, esas olarak osteoartrit, inflamatuar bağırsak hastalığı, artrit ve astım gibi kronik hastalıkların tedavisindeki antiinflamatuar rolünü açıklayan 700 yayını geçmektedir.

* Enflamatuar medyatörlerde (IL ‐ 1ß, IL ‐ 6, TNF ‐ α, IFN ‐ γ ve PGE2) azalma ve IFN ‐ γ ve IL ‐ 12’nin azaltıcı regülasyonu Boswellia özleri ve birkaç boswellik asit ile gösterilmiştir.

* Çoğu klinik veri, B. serrata preparatları ile yapılan 40’ın üzerinde klinik araştırmanın sonucudur. Araştırmalar, Boswellia ve boswellic asitlerin tekli ürünler olarak ve diğer şifalı bitkilerle kombinasyon halinde enflamasyonla ilişkili çeşitli hastalık durumları üzerindeki etkilerini 2.000’den büyük bir çalışma popülasyonunda test etmiştir.

* COVID-19 hastalarında anti-enflamatuar tedavilerin kullanımına karşı tavsiye verecek yeterli kanıt yoktur. Bununla birlikte, Boswellia özleri ve aktif bileşenleri, COVID-19 ile ilişkili enflamatuar komplikasyonların tedavisi için umut vericidir.

PELARGONIUM SIDOIDES

  İmmunstimulan etkidedir. Aktif içerikleri oksijenize kumarinlerdir. Pelargonium sidoides (PS), Güney Afrika için endemiktir ve kökler ve rizomlar, PS preparatları için önemli geleneksel ilaçlardır.  Özellikle EPs 7630 preparatı kapsamlı klinik testlerden geçmiştir.

* EPs 7630, IL-22 üretimini artırarak hava yolu epitelinde antimikrobiyal proteinlerin (AMP’ler) artmasına neden olarak hava yolu enfeksiyonuna karşı koruma sağlar.

* EPs 7630, tükürükte immünoglobulin α üretimini artırarak, serumda interlökin (IL) ‐15 ve IL ‐ 6 düzeylerini ve nazal mukozada IL ‐ 15 düzeylerini azaltarak yorucu egzersiz sırasında atletlerde immün yanıtı etkilediği çalışmalarda bulunmuştur.

* Akut solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde son 25 yılda (toplam çalışma popülasyonu> 10.500) EP 7630 ile 30’dan fazla klinik araştırma yapılmıştır. Umut verici antiviral etkiler ve mükemmel güvenlik profili, daha fazla klinik araştırmanın yapılmasını desteklemektedir.

LIQUORICE (GLYCYRRHIZA SPP.)

   Bitki içeriğindeki Glisirizin, NFκB translokasyonunun baskılanması yoluyla etki gösteren ve COX 2, iNOS, TNF ‐ α, IL ‐ 6 gibi çoklu pro ‐ inflamatuar mediyatörlerin üretimini ve inflamatuar modülatörlerin, IL ‐ 10 ve TGF‐ β düzeylerini azaltan güçlü bir antiinflamatuar ajandır.

 Glisirizin, muhtemelen nitrik oksit sentazı indükleyerek hücre kültürlerindeki hastalardan izole edilen SARS ile ilişkili koronavirüsün  replikasyonunu inhibe ettiği düşünülmüştür

* Çalışmalar glisirizinin ACE2 reseptörünü hedefleyebileceğini ve SARS ‐ CoV2 girişini önleyebileceğini göstermektedir. Başka bir moleküler yerleştirme çalışması, glisirizinin daha düşük bağlanma enerjisine sahip olduğunu ve SARS ‐ CoV2′ ye karşı aktif olabileceğini doğrular, ancak glisirizinin SARS ‐ CoV2′ yi canlı hücrelere girişini engelleyip engelleyemeyeceğini araştırmak için araştırmalar gerekiyor.

* COVID-19 tedavisinde meyan kökünün potansiyel rolüne ilişkin netlik için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

ADAPTOJENLER

Adaptojenler, organizmaların adaptasyonunu, esnekliğini ve hayatta kalmasını artıran doğal bileşikler veya bunların karışımlarıdır. Bakteriyel ve viral patojenler dahil olmak üzere, organizmaların zararlı faktörlere “spesifik olmayan direnç durumunu” artırır.

 Yüzden fazla şifalı bitkiye adaptojenik aktivite atfedilmiştir; ancak, yalnızca birkaçı (ör:Panax spp. (ginseng, Psp), Rhodiola rosea (RR), Withania somnifera (Ashwagandha, WS) vb.), adaptif stres tepkisini ve strese direnç ve uyumu tetikleyerek nöroendokrin-bağışıklık sistemi üzerinde çok hedefli etkiler sergilediği gösterilmiştir.

* Bağışıklığın yanı sıra, adaptojenlerin stres kaynaklı zihinsel ve davranışsal bozuklukları hafifletme yeteneği önemlidir çünkü bu koşullar COVID-19 pandemisinin izole hayatı, kronik stres ve düşük dereceli enflamasyon nedeniyle de önemli ölçüde artmıştır.

* Adaptojenler, fiziksel ve psikolojik stresin olumsuz etkilerini azaltır ve bağışıklık fonksiyonunu iyileştirir ve gerçek faydalar sağlayabilir. Viral enfeksiyonların önlenmesi ve iyileşmesi için faydalıdırlar. Adaptojenlerin spesifik olarak SARS ‐ CoV2 üzerindeki etkisi konusunda henüz hiçbir çalışma yapılmamış olsa da bunların doğuştan gelen bağışıklık, spesifik olmayan antiviral, antiinflamatuar, detoksifiye edici ve sitoprotektif aktiviteler üzerindeki etkileri değerlendirilebilir.

Muhtemelen güvenli: Aşağıdakiler dahil olmak üzere yaygın olarak kullanılan diğer doğal immünostimülatör ve antiviral ajanlar, immünomodülatör etkilerinin bir parçası olarak IL-1B veya IL-18’i artırmıyor gibi görünmektedir. Aslında bunların birçoğu bu sitokinleri azaltır ve bağışıklık dengesini yeniden sağlayabilir. Bu nedenle, bunların COVID-19 enfeksiyonu öncesinde ve sırasında kullanılması düşünülebilir: Quercetin, Allium sativum (sarımsak), Astragalus, Mentha piperita (nane), Yeşil çay ve yeşil çay özleri, Çinko, Vitamin C, Vitamin A*(belli dozlar-klinik gözlemde) (Not; Bu ajanların COVID-19’un semptomlarını veya virülansını hafifletip hafifletmediği bilinmemektedir)

Kaynaklar;

Brendler, T, Al‐Harrasi, A, Bauer, R, et al. Botanical drugs and supplements affecting the immune response in the time of COVID‐19: Implications for research and clinical practice. Phytotherapy Research. 2020; 1– 19. https://doi.org/10.1002/ptr.7008

Alschuler L, Weil A, Horwitz R, et al. Integrative considerations during the COVID-19 pandemic. Explore (NY). 2020;16(6):354-356. doi:10.1016/j.explore.2020.03.007

Barak V, Halperin T, Kalickman I. The effect of Sambucol, a black elderberry-based, natural product, on the production of human cytokines: I. Inflammatory cytokines European Cytokine Network. Vol 12 n2. June 2001:290-296

Virüs öldürücü ürünler tükrük ve tükrük bezinde SARS-COV2 varlığını azaltır : Giovanni Belcaro, Ezio Bombardelli “Virucidals Control the Presence of Covid in Mouth/Saliva” June 2020 ISSN: 2577-8005

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s