DAYANIKLILIK SPORLARI ve IRONMAN TRİATLONUNDA ANTİOKSİDAN TAKVİYELERİN YERİ

Çok yüksek hacimde egzersiz yapan ultra dayanıklılık sporcuları (%65-80 VO2max), artan oksijen tüketimi ile hücrelerinde reaktif oksijen türlerini (ROS) daha fazla üretirler ve bunun bir sonucu olarak oksidatif hasara özellikle duyarlı olabilirler. Hayati hücresel yapılar ve biyolojik işlevler zarar görebilir.

    Egzersizin neden olduğu geçici artmış ROS, kas kasılma aktivitesini düzenlemede rol oynar, buna ek olarak, ROS kas rejenerasyonunu (doku yenilenme) uyarır ve egzersiz sırasında vazodilatasyonu (damar genişlemesi) iyileştirir. Ancak yüksek ROS konsantrasyonları ve oksidatif stres; enflamasyonu, hücre ve dokulardaki hasarı da artırabilir.

   Yorucu egzersiz, artan ROS üretimini ve oksidatif hasarı teşvik etse de çalışmalar dayanıklılık egzersizlerinin antioksidan savunma sistemini ve kas oksidatif kapasitesini arttırdığını göstermiştir.

  Veriler bir araya getirildiğinde, antioksidan enzimlerin adaptasyonları ile ultra dayanıklılık egzersizine verilen tepkiler arasında bir doz-tepki ilişkisi olduğu görülmektedir. Görünüşe göre, ultra dayanıklılık egzersizi ile ilişkili aktivite hacimleri ve yoğunlukları, serbest radikal hasarındaki artışlara karşı koruma sağlar ve bu da oksidatif dengede iyileşme sağlar.

  Ancak, bu olumlu etkiler uzun süreli yoğun egzersizin neden olduğu oksidatif hasarı azaltmak için yeterli olmayabilir. Sporcu verilerinin bireysel takibi önemlidir.

  Endojen antioksidan denge bozulduğu için sistemi desteklemede antioksidan içeriği yüksek beslenme ve gerekirse antioksidan takviyelerden yararlanılabilir. Ancak antioksidan takviye kullanımının olumlu/olumsuz sonuçlarını ve oksidatif hasar düzeylerinin Ironman triatlonu ve ultra maraton sporcularının genel sağlığında ve performansındaki etkilerini gösteren araştırma sonuçları farklılık göstermektedir.

  Bu yazıda çalışmalar ışığında dayanıklılık sporcularında antioksidan takviye kullanımı ele alınmıştır. 

YAZININ ÖZETİ

  • Uzun süreli dayanıklılık egzersizleriyle (%65-80 VO2max) kasılan iskelet kaslarında serbest radikal (ROS) üretimi artacağından iskelet kası liflerinde oksidatif hasara neden olan ROS lar kas yorgunluğunu arttırır.
  • Antioksidan takviyeleri genellikle dayanıklılık sporcuları tarafından tüketilir. Ancak kullanımları konusunda olumlu ve olumsuz görüşler mevcuttur.
  • Antioksidan takviyesini destekleyen en güçlü argüman, dengeli bir diyet tüket(e)meyen dayanıklılık sporcularıdır. Spesifik olarak, bir beslenme değerlendirmesi sonucu sporcunun antioksidan alımı yetersiz ise günlük alınması gereken antioksidan miktarlarının karşılanması için takviye edilmesi uygun görülür.
  • Antioksidan takviyesine karşı ana argüman, megadoz antioksidanların (örneğin, E ve C vitamini) dayanıklılık egzersizine verilen antrenman cevabını azaltabileceği olasılığıdır.
  • Son on yılda, kas mitokondriyal biyogenez ve hipertrofi gibi önemli sinyalleşmeleri engellediği veya zayıflattığı için antioksidan takviyesinin kullanımı sorgulanmıştır.
  • Vücudun major antioksidanı glutatyonun tükenmesi, oksidatif strese yol açan antioksidan savunma kapasitesini azaltır.
  • Glutatyon ve N-asetil-sistein (NAC), oksidatif stresi ve oksidatif stres ile ilişkili olduğu düşünülen  olumsuz etkileri en aza indirebilecek antioksidanlardır. Glutatyonun, hücresel membranların lipid peroksidasyonunu ve oksidatif stres ile meydana geldiği bilinen diğer bu tür hedeflerin en aza indirdiği büyük ölçüde bilinmektedir.
  • Egzersizle indüklenen radikal üretimi, dayanıklılık egzersizi sırasında kas yorgunluğuna katkıda bulunabilse de, çalışmalar yaygın antioksidanlarla (örneğin, E ve C vitamini) takviyenin egzersiz performansını iyileştirmediğini göstermektedir.
  • Bununla birlikte, N-asetilsistein (NAC) ile tedavinin %65-80 VO2max arasındaki çalışma oranlarında yorgunluğu geciktirebileceğine dair bazı öneriler vardır. (NAC, glutatyonun bir yan ürünüdür ve sistein içeriğiyle glutatyon yapılanması ve metabolizması üzerinde rolü vardır).
  • Düşük glutatyon seviyelerine sahip bireyler, azalmış fiziksel performans, artan oksidatif stres ve eritrositlerin bozulmuş redoks metabolizması ile bağlantılıdır. NAC takviyesi hem performansı hem de redoks homeostazını geri kazandırabilir. Bu konuda daha çok çalışma gerekmektedir.

Hem endojen (hücresel antioksidanlar) hem de eksojen antioksidanları (besinle alınan antioksidanları) göz önüne alırsak, dayanıklılık egzersizi ve antioksidan takviyesi ile ilgili iki önemli soruyla karşılaşırız:

1) Dayanıklılık sporcuları egzersize bağlı oksidatif strese karşı koruma sağlamak için antioksidanlarla takviye edilmeli mi?

2) Antioksidan takviyesi, dayanıklılık egzersiz performansını iyileştirir mi?

Yazının tamamı ve ayrıntılar:

     Kasılan iskelet kaslarının serbest radikal (ROS) ürettiği ve kaslardaki radikal üretim oranının egzersiz yoğunluğu ve süresine bağlı olarak yoğunlaştığı tespit edilmiştir. ROS üretimindeki bu egzersize bağlı artış, genellikle hem kas proteinleri hem de lipidlerde oksidatif hasara (oksidatif stres) neden olur. Dahası, egzersize bağlı artan radikal üretimi, uzun süreli dayanıklılık egzersizi sırasında kas yorgunluğuna katkıda bulunan bir faktördür.

    Tersine, bazı araştırmacılar egzersizin neden olduğu geçici artmış ROS seviyesinin olumlu etkilerini öne sürerler. Aslında, ROS, kas kontraktil aktivitesini düzenlemede rol oynar, buna ek olarak, ROS kas rejenerasyonunu uyarır ve egzersiz sırasında vazodilatasyonu iyileştirir. Bununla birlikte, yüksek ROS konsantrasyonları ve oksidatif stres, inflamasyonu ve hücre ve dokulardaki hasarı arttırabilir.


Hücrelerde üretilen serbest radikaller (ROS)
O2+e−→O2_∙                    Superoxide radical

O2_∙+H20→HO2∙+OH−  Hydroperoxyl radical

HO2∙+e−+H→H2O2        Hydrogen Peroxide

H2O2+e−→∙OH+OH−     Hydroxyl Radical

  ROS ve antioksidan sistemler arasındaki denge önemlidir. Yüksek antrenman taleplerine rağmen, kanıtlar, dayanıklılık sporcularının çoğunun yetersiz antioksidan içeren diyetleri olduğunu göstermektedir. Düşük antioksidan alımları göz önüne alındığında, genellikle dayanıklılık sporcularının antioksidan takviyeleri almaları gerektiğine inanılıyor. Bununla birlikte, egzersizin birçok kanıtlanmış sağlık yararı göz önüne alındığında, egzersiz yoluyla serbest radikal üretiminin uzun vadede performansı olumsuz etkilemesi olası görünmemektedir.

     ROS’un zararlı etkilerine karşı korunmak için vücut, süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve glutatyon peroksidaz (GPX) gibi enzimler biçiminde karmaşık bir endojen antioksidan koruma sistemine sahiptir. Normal, dinlenme koşulları altında ROS lar, daha sonraki herhangi bir hasarı önlemek için hücreden uzaklaştırılır. Bununla birlikte, daha aşırı koşullar altında vücudun endojen antioksidan sistemi aşırı ROS üretimini etkili bir şekilde ortadan kaldıramaz. Bu durumlar;

  • antioksidan içeren gıda maddelerinin yetersiz alımı
  • prooksidanların aşırı alımı ( E vitamini de prooksidandır!)
  • zararlı kimyasallara veya ultraviyole ışığa maruz kalma
  • yaralanma / yaralar
  • yoğun egzersiz, özellikle eksantrik egzersiz

   Pro-oksidan moleküllerin üretiminin, antioksidan sistemin bunları etkili bir şekilde ortadan kaldıramayacağı bir noktaya yükseldiği yukarıda sıralananlar gibi durumlarda, oksidatif stresin meydana geldiği biliniyor. Oksidatif stres, ateroskleroz, pulmoner fibroz, kanser, Parkinson hastalığı, multipl skleroz ve yaşlanmayı içeren bir dizi hastalıkta rol oynamaktadır.

Egzersiz sırasında oksidatif stres üzerine yapılan araştırmalar, düzenli antrenmanların bu mekanizmaların oksidatif ürün/ROS artışına etkili yanıt verme yeteneğini geliştirdiğini gösterir.

      Bazı durumlarda, ROS, hasarlı dokuyu onarmaya ve istilacı mikroorganizmaları fagositoz ve sistemsel aktivite yoluyla yok etmeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte, ultra dayanıklılık egzersizi ile çıkan büyük miktarlarda ROS, hayati hücresel yapılara zarar verebilir ve oksidatif hasar meydana gelebilir. Hücresel hasar ve oksidatif stres, ateroskleroz, maligniteler ve nörolojik hastalıklar gibi bir dizi patofizyolojik durum ile ilişkilendirilmiştir.

 Bu durumda antioksidan takviyelerin, hastalığa katkıda bulunduğu düşünülen oksidatif stresle mücadelede önemli bir hafifletici faktör olabileceğini gösteren araştırmalar yapılmıştır.

  Uzun süreli performansa dayalı dayanıklılık sporcularında hücre oksidasyonu (ROSlar ve sonucu oksidatif hasar) ile antioksidan cevapların değerlendirilmesi antioksidan takviye kullanımının yararlı olup olmadığını netleştirebilir.

 Tam Ironman triatlon, tek bir etkinlikte üç farklı spor dalını içeren, 3,8 km yüzme, 180 km bisiklet ve 42,2 km koşu sırasıyla ve ara vermeden yapılan, sporcuların uzun süre egzersiz yaptığı yarışlardır. Bu yarışmalar yüksek direnç gerektirir ve ısı stresine ve dehidrasyona, kas hasarına, oksidatif strese ve enflamasyona yol açabilir.

  Ironman sporcuları etkileyen biyokimyasal ve fizyolojik değişiklikler arasında, araştırmacılar dikkatlerini oksidatif strese odaklamışlardır. Enerji molekülü olan Adenozin trifosfatın (ATP) aerobik üretimi için oksijen tüketimi, egzersizler sırasında dinlenme seviyelerine kıyasla 10′ dan 20 katına ve kaslara bakıldığında 100 kata kadar artabilir. Bu, reaktif oksijen türlerinin (ROS) üretiminde eşzamanlı bir artışa ve ardından membran lipidlerinin oksidasyonu, protein karbonilasyonu, karbonhidrat oksidasyonu ve nükleik asitlere verilen hasar nedeniyle hücresel yapıda oksidatif hasara neden olur. (Ek olarak, polimorfonükleer hücrelerin yaralı dokuya göçü ve iskemik kas tepkisi gibi diğer fenomenler uzun spor müsabakaları sırasında ROS üretimini tetikleyebilir).

  Yoğun ve uzun süreli egzersiz veya çok yüksek antrenman sıklığına sahip kişiler, endojen antioksidan sistemin kapasitesini aşabilir ve sonuç olarak, enflamasyon ve oksidatif stres ile birlikte ciddi kas yaralanmalarına neden olabilir. Bu nedenle, yüksek oksidatif stres oranları, performansın azalmasına, yorgunluğa, kas hasarına ve kas ağrısına katkıda bulunabilir. Çalışmalar, egzersiz sırasında ROS üretim sürecini ve uzun süreli egzersizlerdeki biyokimyasal değişiklikleri tanımlamış olsa da bu tür egzersizin oksidatif stres parametreleri üzerindeki etkisine ilişkin mevcut bilgileri, özellikle de Ironman yarışları açısından genişletmeye ihtiyaç vardır. Bunun başlıca nedeni, bu tür sporlarda, hava durumu, sporcuların mevcut sağlık durumu, diyet, antrenman seviyesi ve yarış süresi gibi sporcuların performansını etkileyebilecek birçok farklı değişken olmasıdır.

    Fiziksel egzersiz sonrası oksidatif hasardaki değişiklikler, egzersizin türü, yoğunluğu ve süresi ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, egzersizin oksidatif stres seviyeleri üzerindeki etkisini gösteren sonuçlar tartışmalı olsa da, farklı egzersizlerin farklı seviyelerde oksidatif hasara neden olduğu bildirilmiştir. Artan ROS üretimi, membran lipidlerini oksitleyerek lipid peroksidasyonuna neden olabilir. Lipit peroksidasyonu sırasında, kısa zincirli hidrokarbonlar (etan, pentan), aldehitler (malonaldehit, 4-hidroksinonenal gibi), epoksitler ve diğer sitotoksik ürünlerle sonuçlanan aracı kayıpları olabilir. Lipid peroksidasyonunun bir sonucu olarak, zarlar akışkanlık ve geçirgenlikte değişikliklere uğrar, bu da homeostazda bir kayba ve hücre ölümüne neden olarak performansın düşmesine yol açar.

   Amino asitlerin oksidasyonu, proteinlerin normal işlevini değiştiren diğer değişikliklerin yanı sıra karbonil gruplarının oluşumuna ve toplam tiyollerin azalmasına neden olur ve ROS etkisiyle hücre hasarının bir belirteci olarak yaygın şekilde kullanılır. Çalışma sonuçları, protein karbonilasyonunda (PC) bir artış ve toplam tiyol (TT) miktarında azalma olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, TT’lerdeki azalma, Ironman yarışında üretilen yüksek ROS seviyeleri ile açıklanabilir, çünkü TT’ler ROS saldırısına karşı ilk savunma hattıdır. Bazı çalışmalar uzun süreli egzersizden sonra oksidatif stres belirteçlerindeki değişiklikler için benzer sonuçlar göstermiştir.

Nedir bu tiyoller?

  Sülfür kaynağı moleküller olan tiyoller (sülfhidil (SH) yan zincir grubu içerirler), çiftlenmemiş elektronlarını kabul ederek serbest radikalleri stabilize ederek antioksidan görevi görürler. NAC (N-Asetil Sistein) böyledir. Metiyonin ve sistein, güçlü ve tartışmasız en önemli endojen antioksidan olan glutatyona (GSH) metabolize olan iki anahtar diyet tiyol amino asitidir. Glutatyon (GSH)’ a antioksidan aktivitesini veren sisteindir; sistein aynı zamanda oluşumunu sınırlandırdığı için, diyetteki sistein veya onun öncü amino asidi metiyonin, endojen antioksidan savunmayı sürdürmek için çok önemlidir. GSH’ye ek olarak, diyet tiyolleri, sistein sülfinik asit yolu aracılığıyla başka bir güçlü tiyol antioksidan olan taurin düzeylerini artırma yeteneğine sahiptir.

Tiyol metabolizması ve sonuçta ortaya çıkan tiyol antioksidanlarının özeti.
Metiyonin, iki farklı yolla endojen antioksidanlar taurin ve glutatyon oluşturan sisteine metabolize edilir. Taurin ve / veya sisteik asit ile takviye etmek, sisteini “yedekleyebilir”, GSH sentezini düzenleyebilir ve böylece endojen antioksidan savunmasını daha da artırabilir.

Dayanıklılık yarışlarında, sporcuların fiziksel yıpranması, önemli bir enerji talebine ve antioksidan savunma mekanizmalarında önemli bir değişikliğe ve azaltılmış hücresel onarım sistemine nedendir. Sonuç olarak, bazı çalışmalar, biyomoleküllerin oksidatif hasarında, esas olarak mitokondriyal solunum zinciri yoluyla üretilen artmış ROS, oksijenin eksilmesi ve antioksidan savunma sistemindeki azalmaya bağlı olarak bir artış olduğunu göstermektedir.

ROS üretimi normal bir fizyolojik süreci temsil eder, ancak yorucu egzersiz sırasında bu türlerin üretiminde, savunma sisteminin azalması ile oksidatif strese yol açan bir artış olur. Bu türlerin aşırı üretimi ve buna bağlı oksidatif hasarlar, düşük performans, yorgunluk, kas hasarı ve “overtraining” ile ilişkilendirilmiştir.

Yorucu egzersiz, artan ROS üretimini ve oksidatif hasarı teşvik etse de çalışmalar dayanıklılık egzersizlerinin antioksidan savunma sistemini ve kas oksidatif kapasitesini arttırdığını göstermiştir. Bununla birlikte, bu olumlu etkiler uzun süreli yoğun egzersizin neden olduğu oksidatif hasarı azaltmak için yeterli olmayabilir.

Ironman yarışından sonra kreatin kinaz aktivitesindeki artış, kas mikro lezyonlarının varlığını ve sarkomada olası bir ultrastrüktürel bozulmayı göstermektedir. Ciddi ultra dayanıklılık bisiklet yarışlarından biri olan Tour de France’ a katılan sporcularda da benzer sonuçlar gözlenmiştir.

  Ironman triatletlerinde meydana gelen biyokimyasal tepki değişikliklerini araştıran çeşitli çalışmalar olmasına rağmen oksidatif stres değişiklikleri hakkında çok az veri vardır. Bir çalışmada Ironman yarışı sonrası triatletlerde oksidatif stres parametreleri araştırılır. 18 erkek triatletten tam Ironman triatlonu (3,8 km yüzme, 180 km bisiklet ve 42,2 km maraton koşu) öncesi ve sonuçlandıktan hemen sonra kan örnekleri alındı. Toplam antioksidan kapasite, lipid peroksidasyonu, protein karbonilasyonu ve toplam tiyol içeriği ölçüldü.

Sonuç;

* Ironman triatlonun sporcularda yarış sonrası oksidatif stres belirteçlerinde önemli değişiklikler olmuştur ve antioksidan desteği bu etkileri tersine çevirmek için önemli bulunmuştur.

* Uzun ve oldukça yoğun yarışların, yarış sırasındaki performanslarına bakılmaksızın sporcularda azalmış antioksidan kapasitesine ve oksidatif hasara neden olduğuna dair net kanıtlar göstermektedir. Uzman gözetiminde bir antioksidan takviyesi stratejisi oluşturmak, bu etkilerin azaltılmasına ve uzun ve kapsamlı yarışlarda performansı artırmaya yardımcı olabilir.

  Diğer bir çalışmada yarı ve tam Ironman triatlonları için antrenman yapan ve yarışan ultra dayanıklılık sporcularında eritrosit antioksidan enzim aktivitesi ile plazma oksidatif stresin doz-cevap ilişkisini incelemişler.

  16 yarı Ironman triatletten, 29 tam Ironman triatletten ve yaşa uygun, nispeten aktif olmayan kontrol grubundan dinlenmede ve egzersiz sonrası kan örneği alındı. Kanda oksidatif stres (malondialdehit /MDA konsantrasyonu) ve antioksidan durum (glutatyon peroksidaz /GPX, katalaz /CAT ve süperoksit dismutaz /SOD aktiviteleri) bakıldı. Sporcuların içinde antioksidan takviye (Vitamin E) kullananlar da mevcuttur.

(Yarım Ironman triatlon yarışı Avustralya, Coomera’da yapıldı ve sporcuların 1.9 km yüzme, 90 km bisiklet ve 21.1 km koşu tamamlamaları gerekiyordu. Yarış sabah 06.00’da hava sıcaklığının 27.0 ° C ve bağıl nemin% 80 olduğu zamanlarda başladı.

Ironman triatlonu Avustralya’nın Forster kentinde yapıldı ve 3,8 km yüzme, 180 km bisiklet ve 42,2 km koşudan oluşuyordu. Yarış, sabah 06.15’te hava sıcaklığı ve bağıl nemin sırasıyla 14.6° C ve% 86 olduğu zamanlarda başladı.)

 İlginçtir ki, ölçüm değerlendirmeleri sonucunda Ironman triatletlerinin yarısında veya tamamında bağımlı değişkenlerin hiçbiri ile antioksidan takviyesi arasında bir ilişki bulunamadı.

  Bu durumu inceleyecek olursak; dinlenme MDA konsantrasyonları (oksidatif hasar) ve eritrosit antioksidan aktiviteleri, yarı ve tam Ironman sporcularının takviye alan ve almayan grupları arasında önemli ölçüde farklı değildi. İlginç bir şekilde, sadece antioksidan takviyeleri alan sporcular, her iki yarıştan önce ve sonra MDA konsantrasyonunda (oksidatif hasar) önemli bir artış gösterdi. Bu gözlemsel verileri yorumlamanın bariz kısıtlamalarına rağmen, bu bulgunun bildirilmeye değer olduğunu düşünüldü çünkü bu, antioksidan desteğinin (E vitamini) prooksidan etkiye sahip olduğunu bulan Ironman sporcuları ile yapılan son araştırmalarla tutarlıdır. Zaten daha önceki bir çalışmada da oksidatif stres varlığında yüksek doz E vitamininin lipid peroksidasyonunu başlatabilen serbest radikaller oluşturduğu da öne sürülmüştür.  (not: Plazma malondialdehit (MDA) konsantrasyonu, ω-3 ve ω-6 çoklu doymamış yağ asitlerinin peroksidasyonunun bir yan ürünüdür.)

  Bu veriler bir araya getirildiğinde, antioksidan enzimlerin adaptasyonları ile ultra dayanıklılık egzersizine verilen tepkiler arasında bir doz-tepki ilişkisi olduğunu göstermektedir. Görünüşe göre, ultra dayanıklılık egzersizi ile ilişkili aktivite hacimleri ve yoğunlukları, serbest radikal hasarındaki artışlara karşı koruma sağlar ve bu da oksidatif dengede iyileşme sağlar.

Ironman sporcularında metabolik kayıplar ve kas kaybı, ROS üretiminde önemli bir artışı teşvik eder. Ironman yarışı gibi ultra dayanıklılık egzersizleri sırasında ve sonrasında artan ROS üretimi için olası mekanizmalar; oksijen metabolizması sırasında mitokondriyal solunum zinciri boyunca elektron akışının sapması, hipoksinin tetiklediği ksantin oksidaz aktivitesinin artması, enflamatuar süreçte nikotinamid adenin dinükleotid fosfat (NADPH) oksidaz aktivitesinin artması, fosfolipaz aktivitesinde artış ve hem proteinlerinin oto-oksidasyonudur.

  Glutatyon, biyolojik sistemlerdeki en önemli antioksidanlardan biridir çünkü serbest radikallerin, glutatyon peroksidaz substratının doğrudan temizleyicisidir ve ayrıca E vitamini ve C vitamini gibi diğer antioksidanların eksilmesiyle azalabilir. Bu nedenle, glutatyonun tükenmesi, oksidatif strese yol açan antioksidan savunma kapasitesini azaltır.

   SPORCULARDA ANTİOKSİDAN OLARAK C VİTAMİN ve E VİTAMİN KULLANIMI

   Genel popülasyon ve sporcular da dahil olmak üzere farklı gruplarda, yetersiz alımı olan bireylerin yaygınlığı, E vitamini için% 34-95 ve C vitamini için % 5-65 arasında değişmektedir.  Antioksidan takviyeleri kullanan sporcuların çoğunun zaten yeterli miktarda C ve E vitamini alımına sahip olduğu bildirilmiştir. Dengeli bir beslenme ile bu antioksidanlar besinsel olarak alınabilmektedir.

   Takviye  E vitamini (400 IU / gün) ve C vitamini (1000 mg / gün) tüketimi, insan iskelet kasında PGC1-α ve mitokondriyal biyogenezin yanı sıra anahtar endojen antioksidan enzimlerin indüksiyonunu engellediği için soru işaretleri doğurur. (Artmış mitokondriyal biyogenez, iskelet kasında egzersiz için büyük bir adaptasyondur ve PGC1-α, mitokondriyal biyogenezde ana düzenleyici olarak kabul edilir.)

C vitamini, lipid peroksidasyonuna karşı korumada E vitaminini geri dönüştürmek için
bir indirgeyici madde olarak işlev görür.

Yeterli C vitamini seviyeleri E vitamini etkinliğinde rol oynar ancak araştırmalar yaygın antioksidanlarla (E ve C vitamini) takviyenin egzersiz performansını iyileştirmediğini göstermektedir.

BİTİRİRKEN;

*  Uzun ve oldukça yoğun yarışların, yarış sırasındaki performanslarına bakılmaksızın sporcularda azalmış antioksidan kapasitesine ve oksidatif hasara neden olduğuna dair net kanıtlar göstermektedir. Bir antioksidan takviyesi stratejisi oluşturmak, bu etkilerin azaltılmasına ve uzun ve kapsamlı yarışlarda performansı artırmaya yardımcı olabilir.

* Mevcut kanıtlara göre, irtifa antrenmanında veya akut, yüksek riskli performanslarda yer alan sporcular haricinde, C vitamini ile veya C vitamini olmadan E vitamini takviyesi sporcular için ek faydalar sağlamayabilir. Antioksidan ihtiyaçlarının karşılandığından emin olmak için sporcular bunun yerine yüksek dozda antioksidan takviye harici diğer potansiyel olarak faydalı bileşiklerle meyveler, sebzeler ve antioksidanlar açısından zengin bir diyet tüketmeye odaklanmalıdır.

* Genel olarak, C ve E vitamininin kas kütlesi ve gücü üzerindeki etkileri tutarsızdır. Antioksidan takviyeleri (örneğin, E vitamini ve C) anabolik sinyal yollarını bloke etme eğiliminde olduğundan ve bu nedenle direnç eğitimine adaptasyonları bozduğundan, bu takviyelerle özel dikkat gösterilmelidir.

* Antioksidanların kas kütlesi / kuvveti üzerindeki etkileri, sporcunun oksidatif stres / antioksidan dengesine de bağlı olabilir .Ayrıca, redoks dengesini düzenlemede yer alan mekanizmalar arasında, antioksidanların genlerindeki bazı polimorfizmler hücresel hasar ile ilişkilidir. Oksidatif durumun rolü ve antioksidanların direnç veya dayanıklılık antrenmanı gibi farklı egzersiz türlerinde ve rekreasyonel olarak aktif veya elitler gibi farklı sporcu kategorilerindeki etkileri belirlenirken, tam olarak aydınlatılması gerekmektedir. Bu nedenle, kişiselleştirilmiş bir destek yaklaşımı şiddetle tavsiye edilir.

* Endojen antioksidan sistemlerin up- regülasyonu (yükseltilmesi)  egzersizle sağlandığından, sporcular beslenmede sülfür içerikleri (tiyol donörleri) alarak bu sistemleri arttırmaktan faydalanabilirler. Tiyol donörleri metiyonin ve NAC, endojen antioksidanları ve antioksidan enzimleri artırabilirken, bunların kullanımıyla ilişkili yan etkiler olabilir. Bu nedenle, endojen glutatyon (GSH) ve taurini potansiyel olarak geliştirmek antrenman adaptasyonunu köreltmeden performansı ve toparlanmayı artırmayı isteyen sporcular için önemli olabilir.

* Sporculara bireysel analiz sonucu takviye program oluşturulması, uzmanlardan takviye kullanımı konusunda destek alınması önemlidir. Endojen major antioksidanlar özellikle sistein, kontrollü NAC ve glutatyonun vücutta emilebilir dozları için kaliteli takviye formları ile desteklenmesi düşünülebilir.


Kaynaklar:

Higgins MR, Izadi A, Kaviani M. Antioxidants and Exercise Performance: With a Focus on Vitamin E and C Supplementation. Int J Environ Res Public Health. 2020;17(22):8452.

McLeay, Y., Stannard, S., Houltham, S. et al. Dietary thiols in exercise: oxidative stress defence, exercise performance, and adaptation. J Int Soc Sports Nutr 14, 12 (2017).

Scheffer, Débora da Luz, Pinho, Cleber Aurino, Hoff, Mariana Leivas Müller, Silva, Luciano Acordi da, Benetti, Magnus, Moreira, José Claudio Fonseca, & Pinho, Ricardo Aurino. (2012). Impact of ironman triathlon on oxidative stress parameters. Revista Brasileira de Cineantropometria & Desempenho Humano, 14(2), 174-182.

KNEZ, WADE L.; JENKINS, DAVID G.; COOMBES, JEFF S. Oxidative Stress in Half and Full Ironman Triathletes, Medicine & Science in Sports & Exercise: February 2007 – Volume 39 – Issue 2 – p 283-288

Kerksick, C., Willoughby, D. The Antioxidant Role of Glutathione and N-Acetyl-Cysteine Supplements and Exercise-Induced Oxidative Stress. J Int Soc Sports Nutr 2, 38 (2005).

 NIEMAN, DAVID C.; HENSON, DRU A.; Vitamin E and Immunity after the Kona Triathlon World Championship, Medicine & Science in Sports & Exercise: August 2004 – Volume 36 – Issue 8 – p 1328-1335

Rietjens IM, Boersma MG, Haan Ld, Spenkelink B, Awad HM, Cnubben NH, van Zanden JJ, Woude Hv, Alink GM, Koeman JH. The pro-oxidant chemistry of the natural antioxidants vitamin C, vitamin E, carotenoids and flavonoids. Environ Toxicol Pharmacol. 2002 Jul;11(3-4):321-33.)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s